8 Mart 2013 Cuma

Kadın, Erkek, İNSAN !!!


Dünya Kadınlar Günü' müz kutlu olsun :)

Kadın olarak bu dünyanın var olmasındaki katkımız binlerce yıldır hem erkekler hem de hem cinslerimiz tarafından göz ardı ediliyor.
Öncelikle biz kendimizi takdir etmiyoruz, hatta bazen küçük görüyoruz.

Boşuna "Kadın kadının kurdudur" denmemiş ...

İlk doğduğumuz andan itibaren başlıyor herşey. Önce anneler kız doğurduğuna sevinmiyor (sanki kendileri hiç kız olmamış gibi). Sonra tüm denemeler sonunda bir oğlan olursa çocuklar arası ayrım başlıyor.
Yine maalesef, önce anneler kız çocukları sanki onların etlerinden, kanlarından, canlarından değilmiş gibi onlara "El" gibi davranıp, oğullarına da böyle davranmaları yönünde örnek oluyorlar.
Daha o yaşta oğlanlar (erkekler) kadını 2.sınıf (varlık) olarak görmenin normal olduğunu annelerinden öğreniyorlar.
Ve bu talihsiz kız çocuklarının hayatı, muhtemelen eğitim de göremeyecekleri ve çocuk yaşta da evlendirilecekleri için, daha başlamadan bitiyor.
Asıl en acısı da annelerin, kendilerinin de başına zamanın gelmiş bütün bunların kızlarının yada gelinlerinin de başına gelmesini / yaşamasını normal karşılaması, "Biz de zamanın da çektik, şimdi sıra onlar da, onlar da acı çeksin, dövülsün, öldürülsün" demesidir !!!


"Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar."

Mustafa Kemal Atatürk


Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye' de de babaların çocukların yetiştirilmesinde payı yok denecek kadar az. Yani kadınları, çocukları döven, öldüren, tecavüz eden bu insanları (maalesef çoğunluğu erkek !) yetiştirenler kadınlar.
Şayet siz çocuğunuzu yolun ortasında döverseniz, onunla konuşmak yerine bağırır çağırır, azarlarsanız ve yine siz kocanızdan, babanızdan yediğiniz dayağı haklı gösterir, normal karşılarsanız, çocuğunuzda aynı zulmü büyüyünce kendi çocuklarına ve karısına uygular.

Kısacası, kadına şiddet uygulayan bu erkekleri maalesef ve büyük bir ihtimalle anneleri yetiştirdi.

Ve yine maalesef, bu kadınları bu erkeklerle evlenmesi için zorlayan, dayak yediği halde eve dönmesine izin vermeyen de yine annelerdir.


"Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur."

Mustafa Kemal Atatürk


Biz kadınlar birlik olmadıkça, kendimiz geliştirmedikçe / eğitmedikçe, haksızlıklara ne pahasına olursa olsun karşı gelmedikçe ve de dünya da bir çok kadının yıllarca uğraşarak (ölüm, işkence, hapis) edindikleri haklarımıza sıkı sıkıya tutunmadıkça daha çok "2. Sınıf" oluruz.
("2.sınıf insan" diyemiyorum, çünkü bir çok ülkede kadınlar atla, eşekle, inekle bir tutuluyor ve mal gibi alınıp satılıyorlar).

Asıl çabamız "Eşit" olmak olmamalı, "İnsan" olarak kabul edilmek, var olabilmek olmalıdır.

Kadın ve erkeğin birbirlerini birer "İnsan" olarak görebileceği bir dünya ne zaman olur bilmem ama İzmir'de daha bu sabah birbirlerini tanımayan bir kadınla bir erkek kuşları birlikte beslediler !!!






4 Mart 2013 Pazartesi

Sonunda Özgürlük ...


Her ne kadar sonucu iyi olmasa da şimdilik sınav faslı bitti. Maalesef yine önümüzdeki sınavlara bakacağım ...



İzmir' e bahar geldi bile. Her yerde renk renk çiçekler açmaya başladı. İzmir' de ilkbahar kısa sürer, nisan ortasından sonra yaz gelir bizim buralara. Güzelim ilkbahar çiçeklerinin keyfini uzun süre yaşayamayız.

Ama bizim de bir sürü göçmen kuşlarımız var artık :)
Bir kaç tanesinin haftasonu fotoğrafını çekmeyi başardım. Fotoğraflarıma "Noah Project" in aşağıdaki linkinden ulaşabilirsiniz. Sizler de çevrenizde gördüğünüz yaban hayatına ilişkin fotoğraflarınızı bu sitede paylaşabilirsiniz.




Kuşlardan konu açılmışken, bu fotoğrafta da gördüğünüz üzere İzmir' in kuşları da vapur sefasını pek bir severler. Ekabirler anlayacağınız. Ayrıca her İzmirli gibi vapur seyahatleri sırasında gevrek yemeğe de bayılırlar :)






Geçen hafta yine bankada kendimize "piknik" yaptık. Biz bankacıların piknik anlayışı da işyeri hudutları içerisinde oluyor !!!


Biliyor muydunuz ?


- Üreticiden TL 4,50' ye alınan tavuk, marketlerde en az TL 8,50' ye satılıyor.



31 Ocak 2013 Perşembe

Yeni Sütlaç Tarifi ...


Sütlaç kızımız epey bi büyümüş, genç kız olmuş artık :)

Kendisinin maharetleri, yaramazlıkları anlatılmaz yaşanarız deyip, bugün sözü tamamen kendisine bırakıyorum.

İyi izlenceler :)





Pencere güzeli Sütlaç ...





 





Sütlaç mutfakta annesine yardım ederken :)





Ve de son olarak bir oyunumuz var, Sütlaç nerede ?
Bulabildiniz mi ?






Mutlu ve bol Sütlaç' lı günler diliyorum.


25 Ocak 2013 Cuma

Yeni Yıl Yeni Umutlar ...






Biraz uzun bir aradan sonra merhaba :)

Öncelikle kartpostal gönderen ;



herkese çok teşekkür ederim, ellerinize sağlık. İyi dilekleriniz için de ayrıca teşekkürler. Her birini açarken yaşadığım sevinci (gözlerimdeki ışığı) iş yerimdeki arkadaşlarım gördü. Yeni yılda hediyelerini açan çocuklar gibi hissettim kendimi ...
(İki haftadır izinde olduğum için yeni gelenler varsa onları ancak haftaya paylaşabileceğim.)

Yine ders çalışmak için izindeyim. Maalesef büyüsek de sınavlar bitmiyor. Şimdi de yükselmek için sınava giriyoruz. Fakirin ekmeği umut deyip, fazla kadro olmasa da her sene iznimin yarısını harcayıp sınava hazırlanıyorum. O sebeptendir ki yaklaşık 1 aydır bloguma hiçbir şey yazamadım.
Ders çalışmak (sevmediğiniz konuları) insanın içindeki her türlü şevki öldürüyor sanırsam galiba ...
Ya da ders harici bir şey yaptığımdan vicdan azabı duyduğum için de olabilir !!!






Bunlardan bahçemin yaklaşık bir ay önceki hali. Frezyalarım, anemonlarım ve kedi tırnaklarım çıkmaya başladı. Şimdi çok ama çok daha büyükler. En kısa zamanda son hallerini ve de yeni baş vermeye başlayan sümbüllerimin ve çiğdemlerimin de fotoğraflarını paylaşacağım.


Bir de yemek tarifi ...
Bu tarifi Refika' dan (Mucize Lezzetler - http://www.mucizelezzetler.com/) esinlenerek yaptım.

 Çiğdem Usulü Refika Tostu


Lavaş ekmeği
Kırmızı - Sarı dolmalık biber
1 adet kuru soğan
Acı sucuk
Kaşar peyniri
Acı biber sosu
Kekik



Önce biberleri parmak kalınlığında, soğanı halka halka ve sucuğu da fazla ince olmayacak şekilde doğrayın. İsterseniz tavada isterseniz tost makinesinde biber ve soğanı közleyin, sucuğu da ayrı bir tavada (yağı çok çıkabilir) kızartın.
Lavaşa acı biber sosunu sürün ve istediğiniz kadar kekik dökün. Üzerine ince kesilmiş kaşarı koyun, kaşarın üzerine de soğan, biber ve sucukları dizin ve yine bir miktar kaşar koyun.
Tost makinasına yerleştirip, kaşarlar eriyene kadar çok bastırmadan pişirin.

Afiyet olsun ...




22 Aralık 2012 Cumartesi

Kartpostallar Yolda ...


Yıllar yıllar sonra ilk kez yeni yılda kartpostal gönderdim. Çocuklar gibi mutluyum desem yalan olmaz.
Kartpostalları seçmek ayrı bir heyecan, yazmak ve hazırlamak da ayrı bir heyecandı.

İnsan gerçekten bir şeyler paylaştığını hissediyor. Şimdi de yine heyecanla gelecek kartpostalları bekliyorum.

Böyle bir organizasyonu yapan herkesin ellerine sağlık.

Bu arada http://www.postcrossing.com/ ve http://www.bookcrossing.com/ değiş dokuş sitelerine de üye oldum. Önümüzdeki hafta içinde Postcrossing' den ilk kartpostalımı göndereceğim.

Ama hala Bookcrossing' in Türkiye' de nasıl işlediğini keşfedemedim. Yurtdışında olduğu gibi bizde de parklara kitap bırakma şeklinde olduğunu pek zannetmiyorum. Biz de kitapları muhtemelen geri dönüşüm için kullanırlar ...


Bu günlerde Orhan Veli' den "Hoşgör Köftecisi" ni okuyorum. Kısa öykülerden oluşmuş ince bir kitap.

Ders çalıştığım şu günlerde fazla kendimi kaptırmadan okuyabileceğim güzel bir kitap, tavsiye ederim.

12 Aralık 2012 Çarşamba

SAYGI !!!!!?????!!!!!!!


İzmir Doğal Yaşam Parkı' nın sakinlerinden Efe karşınızda. Kendisi son derece kibar ve nazik.
Her ne kadar yiyecek bir şey vermek yasak olsa da, bakıcılarının gözetiminde çevredeki otlarda koparıp Efe' yi yedirebiliyorsunuz.
Sizi hiç rahatsız etmeden ve hatta dudaklarını yada dilini bile değdirmeden son derece nazikçe otları elinizden alıyor. Kısacası sizin ona gösterdiğiniz ilginin ve saygının karşılığı olarak, o da size saygılı davranıyor.

Bir çoğumuz hayvan deyip küçümser, aşağı görürüz onları. Ama bizden daha saygılı ve gerektiğinde mesafeli davranıyorlar.
Maalesef biz insanlar artık sokakta bir birimize çarpınca bile özür dilemez hale geldik. En acısı siz birine çarpınca karşınızdaki sizden özür beklemez olmuş.
Zaten ne yayalar, ne araçlar birbirine ne de araçlar yayalara (yada tam tersi) yol vermiyor.
Hakkınız olan yeşil ışıkta bile geçmek suç oldu. Ayrıca araçlardan da sakın ha sinyal vermesini beklemeyin, küfrü yersiniz.

Bence işin asıl kurallara uymamanın, düzensiz olmanın marifet sayılması. Halkımıza göre kurallar ve yasalar çiğnenmek için var, onlara riayet edersen aptalsın !!!

Neyse ben hala kendimi hayvanlara daha yakın hissediyorum, kurallar uymaya ve insanların "Comfort Zone" larına saygı göstermeye (her ne kadar çoğu insan aldırmasa da) devam edeceğim.

Şimdi de sıra da yemek tarifi var :)



Çiğdem Usulü French Tost

Ekmek (her cins olabilir)
1 Yumurta
Süt
Peynir
Domates
Baharat

Yayvan bir kasede bir yumurtayı çırpın, üzerine bir miktar (göz kararı, yumurta miktarını artıracak kadar) süt ekleyin. Bu karışıma bir çindik tuz, karabiber, pul biber ve kekik ekleyip karıştırın.
Ben köy ekmeği kullandım, ama her türlü ekmekle olabilir. Kalın kesilmiş 2 dilim ekmeğin arasına değişik peynirler (ama en az birisi malzemeyi tutması için kolay eriyen bir peynir olmalı), ince dilim domates ve suzuk konulabilir. Malzemeleri koyduktan sonra iki dilimi birbirine iyice bastırın, sonra ekmeklerin her iki tarafını da yumurtalı karışıma emdirin.
Bir tavada zeytinyağını kızdırıp ekmekleri koyun. Önce harlı ateşte iki tarafını da biraz pişirin, sonra içindeki malzemnin erimesi için kısık ateşte çevire çevire pişirmeye devam edin.
Afiyet olsun ...

Biliyor muydunuz ?

- Pazarda TL 3' ye satılan marul, tarladaki üreticiden en fazla TL 0,50' ye alınıyor.





8 Aralık 2012 Cumartesi

Yeni Yıl Hazırlıkları ...




Ben de yavaş yavaş yeni yıl hazırlıklarına başladım. Gerçi bankada masalarımızı geçtiğimiz hafta süsledik, ama eve bir türlü fırsat olmadı.
En azından niyet ettim, süslerin bir kısmını çıkarttım ve biraz da yeni süs aldım (sanki hiç yokmuş gibi) ...
Ama dükkanlar son derece kışkırtıcı, bir şeyler almaya niyetiniz yoksa hiç sokağa çıkmayın derim. aklınızda olmayan bir sürü şey alıyorsunuz, bugün benim başıma geldiği gibi :(

Hala ders çalışmak zorunda olduğum için, yazılarımın arası bayağı bir uzadı. Alışveriş yaparak stres attıktan sonra ilham geldi sanırım.

Yemek tariflerine de bir süredir ara vermiştim. Bu seferki tarif Antepli Ebru' dan, "Kereviz Salatası". Aynen onun tarif ettiği şekilde aktarıyorum ;

Ebru Usulü Kereviz Salatası
Benimkinin yapılışını zaten biliyorsunuz ama yine de anlatıyım.

Öncelikle sarımsaklı yoğurdu (yarım kilo süzme yoğurt) hazırlayıp içine 3 yemek kaşığı mayonez ve doğranmış dere otu ilave ediliyor.3 adet orta boy kereviz de rendeledikten sonra ilave edilip karıştırılıyor.Arzuya göre içine biraz tuz ilave edilebilir. Afiyet olsun. 


Ben yine derse geri dönüyorum. "The Pianist" in film müzikleri eşliğinde biraz daha çekilir oluyor.
Ne de olsa müzik ruhun gıdasıdır ...

Not : Arkadaşım Ebru Aras' a yeni görevinde başarılar diliyorum. Şimdiden onu özledim. Umarım yine İstanbul' dan sıkılır da geri gelir :)P

26 Kasım 2012 Pazartesi

Edward Cullen No More ...


Haftasonu Edward Cullen ve ailesiyle son kez vakit geçirdik. Filmin izleyici yaş ortalaması çok küçük olması sebebiyle tek başına gitmeye pek cesaret edemedim, beni Twilight bağımlısı yapan arkadaşım Elif ile birlikte gittik. Bizim sayemizde salonda yaş ortalaması yükseldi :)
Gerçi kitabı okumamın üzerinden biraz fazla zaman geçtiği için detayları unutmuşum ama filmi izledikçe hatırlamaya başladım.
Robert Pattinson her zamanki Edward Cullen rolünde gibi çok iyiydi. Tüm diğer oyuncular gibi o da ilk filmden bu yana oyunculuk olarak da bence çok yol kat etti ve hatta büyüdü ...
Bir kitabın 7' den 70' e herkesi bu kadar kendine bağımlı yaptığını en son Yüzüklerin Efendisi serisinde görmüştüm.


Stephenie Meyer' in akıcı ve bol tasvirli anlatımıyla, filmler çekilmeden çok önce Twilight dünyası zihinlerimizde şekillenmişti. İtiraf etmem gerekirse ilk başta Edward Cullen ben de hayal kırıklığı yarattı. Kitapta Edward Cullen' ın güzellik ve tutku tanrısı olan Adonis' e (http://en.wikipedia.org/wiki/Adonis) benzetilmiş olması haliyle ben de dahil bir çok Twilight fanatiğinde daha büyük beklentiler yarattı. Ancak filmler ilerledikçe hepimizin kanı Robert Pattinson' a kaynadı, hatta kanımızı kendisine seve seve vermeye razı hale bile geldik :)



Bu kadar Twilight çılgınlığı olunca haliyle tırnaklarda koyu renge boyanıyor. Soldaki benim elim, her ne kadar siyah gibi dursa da ojelerin rengi koyu lacivert Flormar, numarasını bakınca söylerim.
Bileziklerden en üstteki köpekli Agatha olan hariç hepsini ben yaptım, kendi imalatım :)
Sağdaki Arzunun eli, onun tırnaklarında siyah oje üzeri renkli sim var ...


Evvelki hafta bankada yine bir yemek partisi verdik. Ben yine makarna ile iştirak ettim. Evde biber bile yoktu ama tüm yaratıcılığımı kullanarak bir sos uydurdum.
Arzu fırında yumurtalı patates ve salata, Şenay kara mercimek salatası (nar ekşili), Ebru yumurtalı kabak ve Aslı' da zeytinyağlı taze fasulye getirmişti.

Çiğdem Usulü Uyduruk Soslu Midye Makarna
Malzemeler
1 kutu Bariila midye makarana
2-3 yumuşak domates
5-6 çeri domates
1 kuru soğan
4-5 diş sarımsak
Acı biber sosu
Ketçap
Limon suyu
Toz şeker
Kekik, Biberiye, Tuz, Karabiber, Pul biber

Kuru soğanı ikiye bölüp ay ay doğrayın, sararana kadar zeytinyağında öldürün. Sarımsağı ince ince kıyın sararan soğanlara ekleyip kokusu çıkana kadar pişirin. Bir dolu kaşık acı biber sosunu ekleyip kavurun. Rendelediğiniz domatesleri tencereye koyun, üzerine biraz (göz kararı) ketçap ekleyin. En son 2 yada 42 e bölünmüş çerileri, limon suyunu, bir tatlı kaşığı toz şekeri ve diğer tüm baharatları ekleyin. Kaynadıktan sonra ateşi kısığa getirip domateslerin suyu uçana kadar pişirin. En tüm sosu aldante pişirilmiş makarnanın üzerine ekleyin ve iyice karıştırın.
Afiyet olsun ...

21 Kasım 2012 Çarşamba

Majestelerinin Hizmetinde ...


Haliyle James Bond' la geçmiş bir haftasonundan sonra böyle bir başlık atmam gayet normal. "Skyfall" yaklaşık 2,5 saat izleyicilere Daniel Craig' e doyma fırsatı verdi.
Bir kadın olup da filmden etkilenmedim çıktım diyen bence kendini kandırıyordur. Karizma itibariyle James Bond / Daniel Craig yaktı geçti diyebilirim !!!
Filmden de bahsetmek gerekirse, bence şimdiye kadar çevrilmiş Bond filmlerinin arasından en iyilerinden biriydi. Temposu ve kurgusu, ayrıca müzik seçimleri de son derece başarılıydı.
Her ne kadar yukarıda Daniel Craig' den ne kadar etkilendiğimi yazmış olsam da, bende James Bond için biraz fazla aksiyondan kahramanı havasına bürünmüştü. Benim klasik Bond anlayışıma Pierce Brosnan ve tabi ki de Sean Connery daha uygun. Ancak Daniel Craig' in de oyuncu olarak hakkını yememek lazım.

Ayrıca filmin bir güzel yanı da başlangıçta yaklaşık bir 20 dakikasının İstanbul çoğunlukta olmak üzere Türkiye' de geçmesiydi. Gerçi Haydarpaşa' dan kalkan tren biraz hızlı Adana' ya ulaştı ama ne de olsa kahramanımız James Bond ...

Bu arada o kadar çok paylaşacağım yemek tarifi birikti ki, çok mutsuzum. En kısa zamanda fotoğraflarıyla birlikte teker teker hepsini aktaracağım.

Haftanın kalan günlerinin su gibi akıp geçmesi dileği ile, mutlu çarşambalar :)

14 Kasım 2012 Çarşamba

Ufak bir ara ...


Elde olmayan sebeplerden dolayı ufak bir ara verdim. Tüm hayranlarımdan özür dilerim :)

Ders çalışmak insan bünyesini, özellikle belirli bir yaştan sonra bozuyor. Üzerinde bilimsel araştırma yapılması gereken bir konu bence. Şayet isterlerse de şu anda deney faresi olmaya adayım.
Daha ilkokuldan başlıyoruz testlere, sınavlara. Lise, üniversite derken bir bakmışız işe de girmişiz. Oh deyip şöyle bir seviniyoruz. Sonunda rahat edeceğimizi, insan gibi gezip tozacağımızı zannediyoruz. Ama tüm bu umutlar beyhude ...
Maalesef işe girdikten sonra da hayatımızda sınavlardan kurtulamıyoruz. Saçma sapan bilgilerle kafamızı doldurmaya devam etmek zorunda kalıyoruz.
Vallahi bence kafayı sıyırmadan tüm bu bankacılıkla ilgili dersleri çalışmak mümkün değil. Severek ve isteyerek çalışıyorum diyen varsa açıkçası aklından ve ruh sağlığından şüphe ederim.
Bazen ben mi anormalim diye de düşünmüyor değilim ...

Tüm bu sınav baskısı ve delilikle gidip gelmelerimin arasında birazda çatlakça sanatsal çalışmalar yapıyorum.


Yeni oje çılgınlığına ben de kapıldım. Sedefli ojenin üzerine simli oje sürerek değişiklik yaptım. Hem silerken daha rahat oluyor hem de her yeriniz sim olmuyor.
Bu sene tırnaklara farklı farklı renkler sürmek moda. Benim gibi ya sadece bir tırnağınızı farklı renkte boyaya bilirsiniz yada her tırnağınızı da değişik renklerde boyaya bilirsiniz. Kara size ve ne kadar çılgın ve özgüvenli olmanıza bağlı !

Renkli ve dingin günler diliyorum :)P